"Siyasal Davranış" Neye Odaklanır?

Siyaset biliminin, “kurumların nasıl çalışması gerektiği” yerine “bireylerin ve grupların gerçekte nasıl davrandığına” odaklanan alanıdır. “İnsanlar neden oy verir?”, “Hangi seçmen hangi partiye yönelir?”, “Propaganda işe yarar mı?” gibi soruları anketler, deneyler ve istatistiksel verilerle cevaplamaya çalışır.

"Liyakat" ve "Patronaj" Arasındaki Zıtlık

Devlet memurluğuna (bürokrasiye) girişte iki zıt sistemdir. Liyakat Sistemi, işe alımların kişinin yetenek, eğitim ve yeterliliğine (sınavla) göre yapılmasını esas alır. Patronaj (Kayırıcılık) Sistemi ise, işe alımların siyasi sadakate, parti üyeliğine veya kişisel tanıdıklığa göre yapılmasını ifade eder.

"Kamu Tercihi Teorisi" (Public Choice Theory)

Siyaset bilimi ve ekonomiyi birleştiren bir teoridir. Politikacıların ve bürokratların, her zaman “kamu yararını” gözeten fedakar aktörler olmadığını savunur. Tıpkı piyasadaki insanlar gibi, onların da kendi çıkarlarını (yeniden seçilmek, bütçelerini artırmak, güç kazanmak) maksimize etmeye çalışan rasyonel aktörler olduğunu varsayar ve siyasi kararları bu çıkar temelinde analiz eder.

"Dördüncü Kuvvet" Olarak Basın

Güçler ayrılığı (Yasama, Yürütme, Yargı) ilkesindeki üç güce ek olarak, basının (medyanın) oynadığı rolü tanımlamak için kullanılır. Basının görevi, bu üç gücü denetlemek, kamuoyunu bilgilendirmek ve yolsuzlukları açığa çıkararak bir “bekçi köpeği” görevi görmektir.

"Yarı-Başkanlık" Sistemi Nedir?

Hem Başkanlık hem de Parlamenter sistemin özelliklerini taşıyan karma bir modeldir (örn: Fransa). Bu sistemde, halk tarafından seçilen güçlü bir Devlet Başkanı (yürütmenin başı) ile Meclis’e karşı sorumlu olan bir Başbakan (hükümetin başı) yürütme gücünü paylaşır.

"Devletçilik" (Statism) Ne Demektir?

Ekonomik ve sosyal sorunların çözümünde, devletin merkezi bir rol oynaması gerektiğine inanan siyasi görüştür. Serbest piyasa yerine devlet müdahalesini, bireysel girişimler yerine kamu girişimlerini tercih eder. Devletin, ekonomide ve toplumda düzenleyici ve yönlendirici bir aktör olmasını savunur.

"Yumuşak Güç" (Soft Power) vs "Akıllı Güç" (Smart Power)

Yumuşak Güç (daha önce bahsedildi), bir ülkenin kültürü ve değerleriyle cazibe yaratarak istediğini elde etmesidir. Akıllı Güç (Smart Power) ise, Joseph Nye tarafından geliştirilen daha yeni bir kavramdır; bir ülkenin, hedefine ulaşmak için duruma göre “yumuşak güç” ile “sert gücü” (askeri/ekonomik baskı) stratejik olarak birleştirmesi, yani hem havuç hem de sopayı akıllıca kullanması yeteneğidir.

"Siyasi Etkililik" (Political Efficacy)

Bir vatandaşın, kendi siyasi eylemlerinin (oy verme, protesto etme) siyasi sistem üzerinde bir etkisi olacağına dair inanç düzeyidir. Siyasi etkililiği yüksek olan vatandaşlar, “Benim oyum bir şey değiştirir” diye düşünür ve siyasete daha fazla katılır. Etkililiği düşük olanlar ise “Ne yaparsak yapalım değişmez” diyerek siyaseten pasifleşir.

"Rasyonel Cehalet" (Rational Ignorance)

(“Seçmen Paradoksu” ile ilişkilidir.) Seçmenlerin siyasi konularda bilgi edinmek için harcayacakları zaman ve enerjinin (maliyet), o bilgiyi edinerek oylarını daha “doğru” kullanmalarının getireceği faydadan (tek bir oyunun sonucu değiştirememesi) daha fazla olması durumudur. Bu nedenle seçmenlerin siyaseti yakından takip etmemesi “rasyonel” bir cehalet olarak görülebilir.

Platon'un "Devlet"indeki "Mağara Alegorisi"

Siyaset felsefesinin temel metinlerindendir. Bir mağarada zincirlenmiş ve sadece duvardaki gölgeleri gören mahkumları anlatır. Bu mahkumlar, gölgeleri “gerçek” sanırlar. Biri zincirlerinden kurtulup dışarı çıkar ve gerçek dünyayı (Güneş’i, yani “İyi İdesi”ni) görür. Geri dönüp diğerlerine gerçeği anlattığında, ona inanmazlar. Bu, “gerçeği” ve “ideal devleti” bilmeyen toplum ile onu bilen “filozof-kral” arasındaki ayrımı temsil eder.