Telefonu omuzunuzla kulağınız arasına sıkıştırarak konuşmak, boyun ve omuz kaslarında ciddi gerginliğe ve ağrıya yol açar. Uzun telefon görüşmeleri için mutlaka kulaklık veya hoparlör kullanın.
Yerden ağır bir nesneyi kaldırırken asla belinizden eğilmeyin. Ayaklarınızı omuz genişliğinde açın, sırtınızı dik tutarak dizlerinizi bükerek çömelin ve nesneyi kavradıktan sonra bacaklarınızdan güç alarak kalkın. Nesneyi vücudunuza yakın tutun.
Araba kullanırken direksiyonu “saat 9 ve 3” hizasından tutmak, omuzlarınızın ve sırtınızın daha rahat bir pozisyonda kalmasını sağlar. Direksiyonu tepeden tutmak, omuzlarda gereksiz gerginliğe neden olur.
Yan yatarak uyuyorsanız, dizlerinizin arasına ince bir yastık koymak, kalçanızın ve leğen kemiğinizin hizalanmasını sağlar. Bu, bel ve kalça üzerindeki baskıyı azaltarak daha dinlendirici bir uyku ve daha az ağrılı bir sabah sağlar.
Eğer ayakta çalışıyorsanız veya mutfakta uzun süre vakit geçiriyorsanız, ayaklarınızın altına bir “anti-yorgunluk” matı (yoga matı da iş görür) serin. Bu yumuşak yüzey, bacaklarınızdaki ve belinizdeki baskıyı azaltarak daha uzun süre rahat kalmanızı sağlar.
Mutfakta en çok kullandığınız üç alan olan buzdolabı, ocak ve eviye arasında rahatça hareket edebileceğiniz bir “çalışma üçgeni” oluşturun. Bu alanların arasında engel olmaması, yemek hazırlarken gereksiz yere eğilip bükülmenizi ve yorulmanızı engeller.
Sandalyenizde otururken ayaklarınız yere tam basmalı, dizleriniz 90 derecelik bir açıyla bükülmeli ve kalçanız ile gövdeniz arasında da yine 90 derecelik bir açı olmalıdır. Bu duruş, belinize ve kalçalarınıza binen yükü en aza indirir.
Bilgisayar ekranınızın üst kenarı, tam olarak göz hizanızda veya çok hafif altında olmalıdır. Eğer ekran çok alçaktaysa, boynunuzu sürekli öne eğmek zorunda kalırsınız. Ekranın altına birkaç kitap veya bir yükseltici koyarak “tech neck” olarak bilinen boyun ağrısını önleyebilirsiniz.
Ailenizle veya ev arkadaşlarınızla anlaşarak, her akşam belirli bir saati (örneğin 20:00-21:00 arası) tüm elektronik cihazların kapatıldığı “sessizlik saati” olarak belirleyin. Bu süreyi sohbet etmek, kutu oyunu oynamak veya kitap okumak için kullanın.
Her boş anınızda (otobüs beklerken, sırada dururken) hemen telefonunuza sarılmak yerine, sadece etrafınıza bakın ve canınızın sıkılmasına izin verin. Can sıkıntısı, beynin varsayılan mod ağı’nı (default mode network) aktive eder; bu da yaratıcılığın ve kendi kendine düşünmenin başladığı yerdir.